ZAFERDEN BARIŞA: 30 AĞUSTOS’TAN 1 EYLÜL’E
30 Ağustos’ta büyük bir zaferin yıl dönümünü kutluyor, hemen ardından 1 Eylül Dünya Barış Günü’nü karşılıyoruz. Bu iki önemli günün art arda gelmesi, tarihin anlamlı bir buluşmasıdır. Çünkü 30 Ağustos, bir milletin bağımsızlığı için verdiği haklı mücadelenin zaferi; 1 Eylül ise savaşların yol açtığı acıları unutmama ve barış içinde yaşama iradesidir.
30 Ağustos 1922’de kazanılan Başkomutanlık Meydan Muharebesi yalnızca askerî bir başarı değildir. O zafer; yıllarca savaşmış, yoksullaşmış ve toprakları işgal edilmiş bir milletin yeniden ayağa kalkışıdır. Türk milleti o gün bağımsızlığından vazgeçmeyeceğini bütün dünyaya ilan etmiştir.
Ancak Mustafa Kemal Atatürk için savaş hiçbir zaman amaç olmadı. O, savaşı ancak milletin hayatı ve bağımsızlığı tehlikeye düştüğünde zorunlu görüyordu. Bunun içindir ki savaş meydanlarından çıkan büyük komutan, Cumhuriyet’i kurduktan sonra dünyaya şu çağrıyı yaptı:
“Yurtta barış, dünyada barış.”
Bu söz, Türkiye Cumhuriyeti’nin dış politikasına yön veren temel bir ilkedir. Çünkü barışın değerini en iyi, savaşın acılarını yaşayanlar bilir.
1 Eylül 1939’da Nazi Almanyası’nın Polonya’ya saldırmasıyla İkinci Dünya Savaşı başladı. Milyonlarca insan yaşamını yitirdi; şehirler yıkıldı, çocuklar öksüz, anneler evlatsız kaldı. İnsanlık, kin ve üstünlük düşüncesinin dünyayı nasıl bir felakete sürükleyebileceğini gördü.
Ne yazık ki aradan geçen bunca zamana rağmen bu acı derslerden yeterince yararlanılmadı. Dünyanın birçok yerinde çocuklar hâlâ savaşların ortasında büyüyor. İnsanlar evlerini ve yurtlarını terk etmek zorunda kalıyor. Silaha ayrılan büyük kaynaklar yüzünden milyonlarca insan açlık ve yoksullukla mücadele ediyor.
Barış yalnızca silahların susması değildir.
Barış; adaletin sağlanması, hukukun üstün tutulması, insanların kimlikleri ve düşünceleri nedeniyle dışlanmaması demektir. Barış, çocukların korkmadan okula gidebilmesi, annelerin evlatlarının yolunu kaygıyla beklememesi demektir.
Ancak barış istemek, haksızlık karşısında susmak veya bağımsızlıktan vazgeçmek değildir. Teslimiyetin adı barış olamaz. Kalıcı barış; özgürlük, eşitlik, karşılıklı saygı ve adalet üzerine kurulabilir.
30 Ağustos bize bağımsızlığın değerini, 1 Eylül ise barışın vazgeçilmezliğini hatırlatmaktadır. Çünkü bağımsızlık olmadan onurlu bir barış, barış olmadan da güvenli bir gelecek kurulamaz.
Ali Karamut
1 Eylül 2026
www.alikaramut.com.tr