𝕏 f ✆ in
✕ Büyütülmüş görsel
← Ana Sayfaya Dön

TERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE EVET, ADALETSİZ VE BELİRSİZ BİR KANUNA HAYIR

TERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE EVET, ADALETSİZ VE BELİRSİZ BİR KANUNA HAYIR


Türkiye’nin terörden bütünüyle kurtulmasını, silahların susmasını ve insanlarımızın huzur içinde yaşamasını elbette bütün kalbimizle istiyoruz. Ancak kalıcı barış; hukuk devletinden, adaletten ve toplum vicdanından vazgeçilerek kurulamaz.


TBMM Genel Kurulunda kabul edilerek kanunlaşan “Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun”, bu bakımdan önemli sakıncalar taşımaktadır:


1. Örgüt yöneticileriyle sıradan üyeler arasında açık ve adil bir ayrım yapılmamaktadır. Emir verenle yalnızca örgüte katılmış kişinin aynı sistem içinde değerlendirilmesi adalet duygusunu zedeler.


2. Kasten öldürme kapsam dışında bırakılsa da yaralama, bombalama, kundaklama ve benzeri ağır eylemlerin hangi ölçüde kapsamda kalacağı yeterince açık değildir.


3. Soruşturma ve kovuşturmaların suçun ağırlığına göre beş veya on yıl ertelenmesi, yargılamaların sonuçlandırılmadan askıya alınmasına yol açmaktadır.


4. Erteleme süresi içinde yeniden terör suçu işlenmemesi hâlinde dosyaların düşmesi, işlenen fiillerin yargı önünde bütün yönleriyle açıklığa kavuşturulamaması sonucunu doğurabilir.


5. Kesinleşmiş hapis cezalarının infazının beş veya on yıl ertelenmesi ve bu süre sonunda cezanın infaz edilmiş sayılması, toplumda fiilî af ve cezasızlık algısı yaratabilir.


6. Müebbet ve ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alan bazı hükümlülerin de kanunun kapsamına girebilmesi, düzenlemenin sınırları konusunda ciddi kaygı doğurmaktadır.


7. Tutuklama ve adli kontrol tedbirlerinin kaldırılabilmesi, kamu güvenliği ve mağdurların korunması bakımından daha açık ölçütlere bağlanmalıydı.


8. İstinaf ve Yargıtay incelemesindeki dosyalar hakkında bozma kararı verilmesi, her olayın ve sanığın kendi koşulları içinde değerlendirilmesi ilkesini zayıflatabilir.


9. Mahkûmiyetlerden doğan hak yoksunluklarının iki veya üç yıl sonra kaldırılabilmesi, ağır sorumluluk taşıyan kişilerin yeniden bazı kamusal ve siyasal haklara kavuşmasının önünü açabilir.


10. Sürecin takibi ve değerlendirilmesinin yürütme organının ağırlıkta olduğu bir kurula bırakılması, Meclis ve yargı denetiminin yeterliliği konusunda soru işaretleri yaratmaktadır.


11. Kanun kapsamında görev yapan kişilerin hukuki, idari ve cezai sorumluluğunun doğmayacağının belirtilmesi, hukuk devleti ve hesap verebilirlik ilkeleriyle bağdaşmayacak kadar geniş bir koruma sağlamaktadır.


12. Şehit ailelerinin, gazilerin ve terör mağdurlarının hakları ile sürece katılımları açık ve güçlü güvencelere bağlanmamıştır. Toplumsal barış kurulurken en ağır bedeli ödeyen insanların sesi görmezden gelinemez.


Terörün sona ermesi hepimizin ortak dileğidir. Fakat barış ile adalet birbirinin karşıtı değildir. Gerçek ve kalıcı toplumsal bütünleşme; suç ile suçlunun açıkça ayrıldığı, mağdur haklarının korunduğu, denetlenebilir ve öngörülebilir bir hukuk düzeniyle sağlanabilir.


Terörsüz Türkiye’ye sonuna kadar evet diyoruz. Ancak belirsizliğe, cezasızlık algısına ve toplum vicdanını yaralayacak uygulamalara hayır diyoruz.


Çünkü barışın temeli adalet, devletin güvencesi hukuktur.


Ali Karamut

10 Ağustos 2026

https://alikaramut.com.tr

📱 Uygulamayı Yükle

Ana ekrana ekleyerek hızlı erişim sağlayın

🔔

Bildirimleri Aç

Yeni yazılar yayınlandığında anında haberdar olun.