𝕏 f ✆ in
✕ Büyütülmüş görsel
← Ana Sayfaya Dön

TERÖR ÖRGÜTÜYLE PAZARLIK OLMAZ, TERÖRİST SİYASİ MUHATAP OLARAK MEŞRULAŞTIRILAMAZ

TERÖR ÖRGÜTÜYLE PAZARLIK OLMAZ,

TERÖRİST SİYASİ MUHATAP OLARAK MEŞRULAŞTIRILAMAZ


Türkiye’deki Kürt meselesini yalnızca “Cumhuriyet’in yarattığı yüz yıllık sorun” olarak göstermek tarihsel gerçeklerle bağdaşmaz. Meselenin kökleri, Osmanlı’nın 19. yüzyılda başlattığı merkezileşme sürecine ve ayrıcalıklarını kaybeden yerel güçlerin direnişine kadar uzanmaktadır.

1924 Anayasası Kürtçeyi yasaklamamıştır. Devletin resmî dilini Türkçe olarak belirlemiş; din ve ırk ayrımı gözetmeksizin bütün vatandaşları, vatandaşlık bakımından “Türk” kabul etmiştir. Bu anlayış, etnik kökenleri ortadan kaldırmayı değil, ortak ve eşit bir vatandaşlık oluşturmayı amaçlamıştır.

Ancak devletin geçmişte hiç yanlış yapmadığını da söyleyemeyiz. Terörle mücadelenin yoğunlaştığı yıllarda bazı köyler, orada yaşayan insanlara yeterli güvence sağlanmadan boşaltılmış; aileler topraklarından koparılarak şehirlerde yoksulluğa ve çaresizliğe sürüklenmiştir. Hangi ad altında ortaya çıkarsa çıksın, devlet içinde hukuk dışına çıkan, denetimden uzaklaşan veya başka yapılara bağlı hareket eden unsurlar hem vatandaşlarımıza hem de devletimize büyük zarar vermiştir. Devletin gücü gizli ve denetimsiz yapılardan değil; hukuktan, meşru kurumlardan ve millet iradesinden doğmalıdır.

Fakat devletin yanlışları PKK terörünü haklı çıkarmaz; PKK’nın terörü de devletin geçmişteki yanlışlarını örtmez. Bu örgütün saldırılarında askerlerimiz, polislerimiz, öğretmenlerimiz, işçilerimiz, kadınlarımız ve çocuklarımız hayatını kaybetmiştir. Öldürülenler arasında çok sayıda Kürt vatandaşımız da bulunmaktadır.

Çocukların da yaşamını yitirdiği saldırıları gerçekleştiren bir terör örgütünün lideri, “Kürt halkının önderi” veya “barış kahramanı” olarak gösterilemez.

TERÖR ÖRGÜTÜYLE PAZARLIK YAPILAMAZ. ÖRGÜTÜN LİDERİ SİYASİ MUHATAP OLARAK MEŞRULAŞTIRILAMAZ VE DEVLETE KURUCU ORTAK HÂLİNE GETİRİLEMEZ.

Böyle bir kişiyi bütün Kürt vatandaşlarımızın temsilcisi gibi sunmak, teröre karşı duran milyonlarca Kürt vatandaşımıza ve terör mağduru Kürt ailelerine yapılmış ağır bir haksızlıktır.

Kürt vatandaşlarımızın sorunlarını çözmek; geçmişteki mağduriyetleri gidermek, köyüne dönmek isteyenlere güvence sağlamak, bölgenin kalkınmasını gerçekleştirmek ve herkesin kültürünü özgürce yaşamasını teminat altına almak devletin görevidir. Devlet bu sorumluluğunu bir terör örgütüyle pazarlık yapmadan; Türkiye Büyük Millet Meclisi, hukuk düzeni ve meşru demokratik siyaset yoluyla yerine getirmelidir.

Çözüm ne terör örgütünün silahında ne de devlet içindeki hukuk dışı yapılardadır. Çözüm; üniter devlet, eşit vatandaşlık, demokrasi, adalet ve hukuktadır.

Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet; egemenliği saraydan, aşiretten, şeyhten ve silahlı odaklardan alarak kayıtsız şartsız millete vermiştir. Türkiye Cumhuriyeti’nin geleceğini de bir terör örgütü veya onun lideri değil, Türk milleti ve onun özgür iradesini temsil eden Türkiye Büyük Millet Meclisi belirleyecektir.

ALİ KARAMUT

22 AĞUSTOS 2026

www.alikaramut.com.tr

📱 Uygulamayı Yükle

Ana ekrana ekleyerek hızlı erişim sağlayın

🔔

Bildirimleri Aç

Yeni yazılar yayınlandığında anında haberdar olun.