ÖZGÜRLÜĞÜN MUTLAK BUTLANI
"Bir toplumda hukuk zayıfladığında, yalnızca adalet değil; özgürlüğün varlığı da tartışılır hâle gelir."
Hukukta “mutlak butlan”, bir işlemin daha doğduğu anda geçersiz sayılmasıdır. Vardır gibi görünür; ama hukuk düzeni onu baştan itibaren yok hükmünde kabul eder.
Peki ya özgürlük?
Bir ülkede insanlar düşüncesini korkmadan söyleyemiyorsa, adalete güven duyamıyorsa, hukuk herkes için eşit işlemiyorsa; orada özgürlük kâğıt üzerinde var görünse de hayatın içinde hükümsüzleşmeye başlar.
Özgürlük yalnızca oy vermek, sokağa çıkabilmek ya da konuşabilmek değildir. Özgürlük; korkmadan düşünebilmek, sorgulayabilmek, itiraz edebilmek ve insan onuruna yaraşır biçimde yaşayabilmektir.
Bugün insanları yoran yalnızca geçim sıkıntısı değildir. Gelecek kaygısı, adalete duyulan güvensizlik, emeğinin karşılığını alamama duygusu, gençlerin umudunu başka ülkelerde araması, emeklinin pazarda hesap yaparak dolaşması ve annenin çocuğunun geleceği için kaygılanmasıdır.
Bir toplumda ekmek küçülürken hukuk da daralıyorsa; yalnızca ekonomi değil, insanın yaşama sevinci de yara alır.
Çünkü insan yalnızca karnını doyurarak yaşamaz. Adaletle, umutla, güvenle, vicdanla ve özgürlükle yaşar.
Hukuk güçlü olanı değil, haklı olanı koruduğunda anlamlıdır. Adalet herkese eşit yaklaştığında değerlidir. Demokrasi ise yalnızca sandıkla değil; özgür basınla, bağımsız yargıyla, farklı fikirlere tahammülle ve halkın sesine kulak vermekle var olur.
Bir ülkede insanlar konuşmadan önce “Başıma bir şey gelir mi?” diye düşünüyorsa, orada özgürlük yaralanmıştır.
Bir ülkede gençler gelecek kurmak yerine kaçış planı yapıyorsa, orada umut zedelenmiştir.
Bir ülkede adalet gecikiyor, hukuk siyasetin gölgesinde kalıyor, vicdan susuyorsa; orada özgürlüğün mutlak butlanı başlamış demektir.
Ama hiçbir karanlık sonsuza kadar sürmez.
Toplumları ayağa kaldıran şey yalnızca öfke değil, ortak vicdandır. İnsanlığın özü; haksızlığa itiraz edebilmekte, ezilenden yana durabilmekte ve suskunluğun konforuna teslim olmamaktadır.
Özgürlük bir lütuf değildir. İnsanın doğuştan gelen hakkıdır.
Bu hakkı korumak; yalnızca siyasetçilerin, hukukçuların ya da aydınların değil, insan kalmak isteyen herkesin sorumluluğudur.
Çünkü özgürlük hükümsüz kalırsa, insanlık eksilir.
Ali Karamut
https://alikaramut.com.tr