KİMİN KÜRSÜSÜ, KİMİN DEVLETİ, KİMİN HUKUKU?
Son günlerde sıkça sorulan “Kimin kürsüsü?” sorusu, aslında çok daha büyük bir tartışmanın kapısını aralıyor: Kimin devleti, kimin hukuku?
Demokratik bir ülkede bu soruların cevabı bellidir. Kürsü milletindir. Devlet milletindir. Hukuk herkes içindir. Yargı adalet içindir.
Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. Bu yalnızca Anayasa’da yer alan bir hüküm değil, devletin varlık sebebidir. Devlet kurumları, Meclis kürsüsü, yargı organları ve kamu gücü hiçbir siyasi partinin, hiçbir iktidarın ve hiçbir kişinin mülkü değildir. Bunlar millet adına kullanılan emanetlerdir.
İktidarlar gelir, iktidarlar gider. Devlet kalır.
Bu nedenle devlet ile iktidarın birbirine karıştırılması, demokratik sistemler açısından ciddi bir sorundur. İktidarlar seçimle görev alır ve görev süreleri boyunca millete hizmet etmekle yükümlüdür. Devlete sahip olmakla değil, devleti hukuk içinde yönetmekle sorumludurlar.
Hukukun üstünlüğü, yalnızca muhalefeti değil, iktidarı da bağlayan temel ilkedir. Hukuk kişilere göre değişmeye başladığında adalet duygusu zedelenir. Adalet duygusunun zayıfladığı yerde toplumsal güven sarsılır. Oysa güçlü devlet, güçlü hukukla ayakta durur.
Devlet, hiçbir iktidarın tarihsel hayali ya da siyasal projesi değildir; milletin ortak hukuk düzenidir. Devletin ortak akıl ve hukuk yerine, tarihsel ve ideolojik bir iktidar tasavvuruna göre yeniden tanımlanması demokrasiler için ciddi bir tehlikedir.
Bugün yaşadığımız birçok tartışmanın temelinde de bu ayrım yatmaktadır. Devletin kurumları tarafsızlığını koruyabildiği ölçüde güçlüdür. Yargı bağımsız kaldığı ölçüde adalet üretir. Meclis, milletin sesi olduğu ölçüde anlam taşır.
Tarihten ilham alınabilir. Ancak modern devletin meşruiyeti tarihten değil, milletten ve hukuktan gelir. Demokratik devletin temeli tarihsel özlemler değil; hukuk, vatandaşlık ve milli egemenliktir.
Bugün ihtiyaç duyduğumuz şey; geçmişe dönük romantik hayaller değil, hukukun üstünlüğünü, kuvvetler ayrılığını, kurumların bağımsızlığını ve millet egemenliğini güçlendiren bir devlet anlayışıdır.
Çünkü kürsü milletindir.
Devlet milletindir.
Hukuk herkes içindir.
Ve egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.
Ali Karamut
17 Haziran 2026
www.alikaramut.com.tr