ATEŞ VE UMUT ARASINDA: NEVRUZ VE İNSANLIĞIN YOLU "Yurtta sulh, cihanda sulh."- Mustafa Kemal Atatürk Bu söz, yalnızca bir barış dileği değildir. Bu söz; gücün savaşta değil, akılda ve dengede olduğunu anlatan bir devlet aklıdır.
Kendi içinde huzuru sağlayamayan bir toplumun dünyaya barış getiremeyeceğini, dünyada barış olmadan da gerçek güvenliğin mümkün olmadığını hatırlatır. Dünya bir kez daha tehlikeli bir eşikte... Bir yanda savaşın karanlığı, patlamaların sesi, nükleer riskin ürkütücü gölgesi... Diğer yanda ise toprağın altından sessizce filizlenen bir umut: Nevruz. Nevruz sadece bir bayram değildir.Nevruz, karanlıktan aydınlığa geçiştir. Nevruz, küllerin içinden yeniden doğuştur.
Bugün Ortadoğu'da yükselen gerilim, insanlığa bir kez daha şunu hatırlatıyor: Yıkmak kolaydır, yaşatmak zordur.Ama asıl güç, yok etmekte değil; dengeyi kurmakta ve barışı inşa etmektedir. Bugün nükleer tehditlerin konuşulduğu, savaş ihtimallerinin arttığı bir dünyada İnsanlığın en çok ihtiyaç duyduğu şey daha fazla güç değil, daha fazla sağduyudur. Nevruz'un ateşi bu yüzden önemlidir. O ateş yakıp yıkmak için değil, İçimizdeki korkuyu, öfkeyi ve karanlığı eritmek içindir. Nevruz'da yakılan o ateş, sadece bir şehirde değil;bu toprakların dört bir yanında, hatta geniş bir coğrafyada aynı umutla yanmaktadır.
Bugün insanlık bir tercih yapmak zorunda: Ya korkuların ve silahların peşinden gidecek, Ya da Nevruz'un temsil ettiği yeniden doğuşu seçecek. Unutulmamalıdır ki; Gerçek zafer, savaş meydanlarında değil, insanlığın kalbinde kazanılır. Ve belki de en büyük güç, barışı savunabilme cesaretidir.
Ali Karamut
22 Mart 2026
alikaramut.com.tr