𝕏 f ✆ in
✕ Büyütülmüş görsel
← Ana Sayfaya Dön

9 EYLÜL ÜZERİNE

9 EYLÜL ÜZERİNE

9 Eylül 1922, yalnızca İzmir’in kurtulduğu gün değildir. Milli Mücadele’nin askerî bakımdan sonuca ulaştığı, işgalin sona erdiği ve yeni Türkiye’nin önünün açıldığı tarihlerden biridir.

Bu nedenle 9 Eylül’ü yalnızca bir kentin kurtuluşu olarak ele almak, taşıdığı tarihsel anlamı daraltır.

O güne gelinceye kadar verilen mücadele yalnızca cephede yürütülen bir savaş değildi. Aynı zamanda bu ülkenin kim tarafından, hangi anlayışla yönetileceğinin ve egemenliğin kime ait olacağının da mücadelesiydi.

İşgal kuvvetlerini Anadolu’dan çıkarmak elbette öncelikli hedefti. Ancak bunun hemen yanında başka bir soru daha vardı:

Bu ülkenin geleceğine kim karar verecekti?

Mustafa Kemal ve arkadaşlarının tarihsel rolü burada belirginleşiyor.

Bir yandan cephede savaş sürerken diğer yandan kongreler toplanıyor, Meclis açılıyor ve millet iradesine dayanan yeni bir düzenin temelleri atılıyordu. Askerî mücadele ile siyasal dönüşüm birbirinden ayrı yürümüyordu.

30 Ağustos’ta kazanılan büyük askerî başarının ardından Türk ordusu hızla batıya ilerledi ve 9 Eylül’de İzmir’e ulaştı. Böylece işgal fiilen sona erdi.

Fakat asıl güçlük bundan sonra başlıyordu.

Savaşın yıktığı bir ülke yeniden ayağa kaldırılacaktı. Ekonomi kurulacak, eğitim sistemi yenilenecek, hukuk düzeni değişecek, devletin işleyişi yeniden düzenlenecekti.

Mesele yalnızca kurumları yeniden kurmak da değildi.

Yıllar süren savaşların yorduğu ve yoksullaştırdığı bir toplumun yeniden geleceğe bakabilmesi gerekiyordu. Eğitimin yaygınlaştırılması, kadının toplumsal hayattaki yerinin güçlenmesi, yurttaşlık bilincinin gelişmesi ve ortak bir gelecek duygusunun kurulması yeni dönemin önemli başlıkları arasındaydı.

Cumhuriyet’in kuruluş yıllarına baktığımızda bağımsızlığın yalnızca askerî bir kavram olarak ele alınmadığını görüyoruz. Ekonomik bağımsızlık, hukuk, eğitim, bilim, üretim ve güçlü kurumlar aynı bütünün parçaları olarak düşünülüyordu.

9 Eylül’ün bugün de önemini korumasının nedeni biraz da budur.

1922’den bugüne 104 yıl geçti. Türkiye’nin karşı karşıya olduğu sorunlar elbette değişti. Ancak bir ülkenin kendi kararlarını kendi verebilmesi, dışa bağımlılığını azaltması ve yurttaşına güven veren kurumlara sahip olması hâlâ temel meseleler arasındadır.

Bugün bağımsızlığı yalnızca sınır güvenliği üzerinden değerlendiremeyiz.

Enerjide dışa bağımlılık, sanayide üretim gücü, tarımın durumu, teknoloji geliştirme kapasitesi, eğitimin niteliği, üniversitelerin bilim üretme düzeyi ve hukuk sistemine duyulan güven de bunun bir parçasıdır.

Bir ülkenin gücü yalnızca askerî kapasitesiyle ölçülmez.

Bilim insanının özgürce çalışabildiği, gencin geleceğini kendi ülkesinde kurmak istediği, kadının kendisini güvende ve eşit hissettiği, hukukun kişilere göre değişmediği ve kamuda liyakatin esas alındığı bir düzen de güçlü devletin göstergesidir.

Cumhuriyet’in kuruluş yıllarında sorulan temel soru aslında bugün de geçerliliğini koruyor:

Bu ülke kendi ayakları üzerinde durabilecek mi?

Bugün bu soruyu farklı alanlarda soruyoruz.

Üretebiliyor muyuz? Bilim ve teknoloji geliştirebiliyor muyuz? Hukuka güven duyuluyor mu? Kurumlarımız güçlü mü? Eğitim toplumsal eşitsizlikleri azaltabiliyor mu? Gençler geleceğe umutla bakabiliyor mu?

9 Eylül’ü bugün nasıl anlamamız gerektiğini de biraz bu sorular belirliyor.

Tarihi yalnızca yıldönümlerinde anmak kolaydır. Asıl önemli olan, geçmişte yaşananlardan bugüne ilişkin sonuçlar çıkarabilmektir.

9 Eylül 1922, Türkiye tarihinde askerî olduğu kadar siyasal ve toplumsal sonuçları olan önemli bir dönüm noktasıdır.

O günü bugüne taşıyan şey yalnızca kazanılmış bir savaş değil, kendi geleceğine kendisi karar vermek isteyen bir toplumun ortaya koyduğu iradedir.

Bugün yapılması gereken, geçmişi tekrarlamak değil; o iradenin bugünkü karşılığını doğru kurabilmektir.

Daha güçlü bir hukuk düzeni, daha nitelikli eğitim, bilime daha fazla alan, üretime dayanan bir ekonomi, sağlam kurumlar ve gençlerin kendi ülkelerinde gelecek kurabilecekleri bir ortam…

9 Eylül’ün bugüne bıraktığı anlamı biraz da burada aramak gerekir.

Geçmişi anmak önemlidir. Ama bir tarih, ancak bugünün sorunlarına bakarken bize düşünme imkânı veriyorsa yaşamaya devam eder.

9 Eylül de böyle bir tarihtir.

Ali Karamut

9 Eylül 2026

www.alikaramut.com.tr

📱 Uygulamayı Yükle

Ana ekrana ekleyerek hızlı erişim sağlayın

🔔

Bildirimleri Aç

Yeni yazılar yayınlandığında anında haberdar olun.