𝕏 f ✆ in
✕ Büyütülmüş görsel
← Ana Sayfaya Dön

30 AĞUSTOS: BİR MİLLETİN BAŞINI DİK TUTAN ZAFER

30 AĞUSTOS: BİR MİLLETİN BAŞINI DİK TUTAN ZAFER


30 Ağustos 1922’de kazanılan Büyük Zafer’i yalnızca bir ordunun başka bir orduyu yenmesi olarak görmek, bu büyük tarihsel dönüm noktasının anlamını eksik bırakır.


Çünkü o gün kurtarılan yalnızca toprak değildi. Bir milletin onuru, bağımsızlığı, geleceği ve kendi ülkesinde özgürce yaşama hakkı kurtarıldı.


İstiklâl Savaşı başladığında Anadolu’nun büyük bölümü işgal altındaydı. Millet, yıllardır süren savaşların yorgunluğunu taşıyordu. Ordunun silahı, cephanesi, giysisi ve yiyeceği yetersizdi. Askerlerin önemli bir bölümü cepheye köylerinden geldikleri yırtık giysilerle gidiyordu.


Karşılarında ise asker, silah, uçak ve araç bakımından üstün; arkasında dönemin büyük devletlerinin desteği bulunan bir işgal ordusu vardı.


Fakat Türk ordusunun başında Mustafa Kemal Paşa bulunuyordu.


Mustafa Kemal, düşmanın üstünlüğünü yalnızca silahla aşamayacağını biliyordu. Büyük Taarruz’u aylar boyunca sabırla hazırladı. Baskın, gizlilik ve yanıltma üzerine kurulu son derece cesur bir plan yaptı. Ordunun büyük bölümünü düşmana fark ettirmeden Afyon’un güneyine taşıdı. Taarruzun başarıya ulaşmaması hâlinde elde kalan son düzenli ordu da kaybedilebilirdi.


Bazı komutanların kaygılarına karşı bütün sorumluluğu üzerine aldı:


“Tarihe ve millete karşı bütün sorumluluk bana aittir.”


26 Ağustos sabahı Kocatepe’den verilen “Ateş!” emriyle Büyük Taarruz başladı. Türk ordusu, aşılamaz denilen savunma hatlarını aştı. 30 Ağustos’ta Mustafa Kemal Paşa’nın bizzat yönettiği Başkomutanlık Meydan Muharebesi kazanıldı.


Bu zafer yalnızca işgal ordusunu yenmedi; Anadolu’yu paylaşmak isteyen devletlerin hesabını da bozdu. Sevr’in uygulanmasını imkânsız hâle getirerek Lozan’ın ve bağımsız Türkiye Cumhuriyeti’nin yolunu açtı.


Bugün bu yurtta ezanlar özgürce okunuyorsa, bayrağımız gökyüzünde dalgalanıyorsa ve insanlar kendi vatanlarında başları dik yaşayabiliyorsa, bunu 30 Ağustos’a borçluyuz.


İşgal yıllarında kadınların ve çocukların yaşadığı korkuları, saldırıları ve aşağılanmaları da unutmamalıyız. Büyük Zafer, Anadolu kadınını işgalcilerin tehdidinden, tacizinden ve esaretinden kurtaran zaferdir. Kadınlarımızın kendi ülkesinde güvenle, özgürce ve onuruyla yaşayabilmesinin yolu da bu zaferle açılmıştır.


Bu nedenle 30 Ağustos, kadınların da kurtuluşudur.


Fakat savaş meydanındaki zafer Mustafa Kemal için son değildi. Asıl mücadele, yakılmış ve yoksullaştırılmış Anadolu’yu yeniden ayağa kaldırmaktı. Savaşın komutanı, zaferden sonra barışın, eğitimin, bilimin, hukukun ve çağdaşlaşmanın öncüsü oldu.


Cumhuriyet böyle kuruldu.


Aradan geçen 104 yılın ardından kendimize dürüstçe sormamız gerekiyor:


30 Ağustos’un bize bıraktığı tam bağımsızlığa, millet egemenliğine ve Cumhuriyet değerlerine bugün ne kadar sahip çıkabiliyoruz?


Bir zamanlar yabancı devletlerin boyunduruğunu reddeden Türkiye, bugün dış baskılar karşısında kendi iradesini ne ölçüde koruyabiliyor? Ekonomiden güvenliğe, eğitimden dış politikaya kadar alınan kararlarda milletimizin çıkarları mı, yoksa yabancı güçlerin hesapları mı belirleyici oluyor?


Bağımsızlık yalnızca sınırlarımızda yabancı asker bulunmaması değildir. Ekonomisi dışarıya bağımlı, üretimi zayıflamış, hukuku örselenmiş ve gençleri geleceğini başka ülkelerde arayan bir toplumun tam bağımsızlıktan söz etmesi kolay değildir.


Kadınları işgalcilerin zulmünden kurtaran bir zaferin mirasçıları olarak bugün kadınların şiddet, baskı ve eşitsizlik içinde yaşamasına da sessiz kalamayız. Çünkü vatanı kurtarmak kadar, o vatanda yaşayan her insanın onurunu ve güvenliğini korumak da devletin görevidir.


30 Ağustos’u kutlamak yalnızca bayrak asmak, tören düzenlemek ve geçmişle övünmek değildir. 30 Ağustos’a gerçek bağlılık; bağımsızlığı, Cumhuriyeti, laikliği, hukuku, kadınların eşitliğini ve millet egemenliğini kararlılıkla savunmaktır.


Bu zafer bize yalnızca üzerinde yaşayacağımız bir vatan bırakmadı; o vatanda nasıl yaşamamız gerektiğini de gösterdi:


Bağımsız, özgür, eşit ve başı dik…


Başta Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, bu toprakları vatan yapan bütün şehitlerimizi ve kahramanlarımızı minnetle anıyorum.


30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun.


Ali Karamut

26 Ağustos 2026

www.alikaramut.com.tr

📱 Uygulamayı Yükle

Ana ekrana ekleyerek hızlı erişim sağlayın

🔔

Bildirimleri Aç

Yeni yazılar yayınlandığında anında haberdar olun.